benzetmek

(-i, -e)
1. benzemek 的使动态: Ressam portreyi modele pek benzetemedi. 画家没能把肖像画得如同本人。Yaptığı resmi tam babasına benzetti. 他把画像完全画得像他爸爸。
2. 认为像: birini iyi bir adama \benzetmek 认为某人像好人 Karşıdaki adamı birdenbire amcama benzettim. 我突然发现对面的人像我叔叔。Kedi yavrusunu yerken sıçana benzetir. 成́ 猫吃自己的幼崽, 说它像只老鼠; 人做了错事, 总会为自己开托。
3. 转́ 损坏, 搞糟: Çocuk oyuncağını benzetmiş. 孩子弄坏了玩具。
4. 转́ 欧打, 揍: Ali'yi kavgada iyice benzetmişler. 在争吵时他们狠狠地揍了阿里一顿。

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • benzetmek — i, e 1) Benzer duruma getirmek İki şeyi birbirine benzetmek. 2) Bir şeyde başka şeye benzeyen yönler bulmak Onu ceylana benzetiyorum. R. H. Karay 3) i, mec. Kötü bir duruma getirmek, bozmak Çocuk, oyuncağını benzetti. 4) i, mec. Dövmek Ali yi… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • benzetmek gibi olmasın — kötü bir sona uğramış birinden veya bir şeyden söz ederken, ona benzetilen kimse veya şey için kötü bir duygu beslenilmediğini anlatan bir söz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • maymuna benzetmek (veya çevirmek veya döndürmek) — (bir şeyi) gülünç ve çirkin duruma sokmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ohşatmak — benzetmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • teşbih etmek (veya yapmak) — benzetmek Yazının peyda olduğu günden beri yüz binlerce şair gelmiş, her biri binlerce teşbih yapmış. O. V. Kanık …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • meñzetmek — benzetmek. I I, 358 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • usnatmak — benzetmek, I, 267bkz: üsnemek …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • KIYAS — Benzetmek, karşılaştırmak, mukâyese. İki şeyi birbiri ile karşılaştırmak. Benzeterek hüküm ve muhâkeme etmek. * Man: Doğru kabul edilen iki hükümden bir üçüncü hükmü çıkarmak. * Fık: İki belli şeyden birinin mahsus olan hükmünü, yâni, bu hükmün… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • benzetme — is. 1) Benzetmek işi 2) ed. Bir şeyin niteliğini anlatmak için o niteliği eksiksiz taşıyan bir şeyi örnek olarak gösterme işi, benzeti, teşbih Bütün tumturaklı sözleri, bütün az rastlanır benzetmeleri tekrarladı. A. İlhan …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • muayyen — sf., Ar. muˁayyen 1) Belli, belirli Sizi muayyen bir kimseye benzetmek istiyorum. H. Taner 2) Belirlenmiş, kararlaştırılmış Yadırganan bir yığın eser, mimarinin sadece muayyen bir malzemeyi, muayyen bir gaye uğrunda kullanmaktan ibaret olmadığını …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • taklit etmek — 1) bir şeyin sahtesini, yalancısını yapmak, benzetmek 2) bir kimseye veya bir şeye benzemeye çalışmak Taklit etmeyeceğine, kopya olmaktan, andırmaktan tiksindiğine göre bilmesinin faydası yoktu. T. Buğra …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.